Özgür Haber-Özel

The following two tabs change content below.
Ali KUTAY

>>>Ali KUTAY (Tüm Yazılarını Gör)

Süleyman AYDIN- ÖZEL RÖPORTAJ

DİYARBAKIR – Özgür Haber’in Pazartesi Sohbetlerinin bu haftaki konuğu eğitimci, şair ve yazar Ali Kutay oldu. Şiir hayatına ilk adım attığı günlerden söz eden Kutay, şairin hobilerinin; “Sevmek, istemek, yaşamak, düşlemek, hissetmek, özgüven” olması gerektiğini aktardı. Bunun yanı sıra özel bir rehabilitasyon merkezinde öğretmenlik yapan Kutay rehabilitasyon merkezinde yaşanan aksaklıklar ve bunlara dair çözüm önerilerini aktardı.  Özel gereksinime ihtiyaç duyulan çocuklar üzerinden ticari amaçlı gelir elde etme amaçlı hareketlerin önüne geçilmesini istediğini dile getiren Kutay; “Bunun yanında çalışanların aileler ile sürekli iletişim halinde olmaları gerekiyor. Önemli olan basamağın sonuna gelmeden basamaklar arasında iş birliklerini sağlamak” dedi.

Özgür Haber: Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ali KUTAY: Ben Ali KUTAY, eğitimci-Şair-Yazar ve üç erkek çocuk babasıyım. Aslen Diyarbakırlıyım. Kendimi bildim bileli çalışıyorum.  Kısaca kalemi seven, insanları seven kendi halinde biri demek yerinde sanırım.

İLK ŞİİR SERÜVENİ

Özgür Haber: İlk şiir yazma serüveninizi hatırlıyor musunuz, nasıl oldu, eseriniz var mıdır?      

Ali Kutay: İlk şiir yazma üniversite yıllarımda oldu. Kendimce karaladım fakat arkadaşlarca iyi olduğu söylendi ve bu söylemler nezdinde arkadaşlar illa bize bir şiir yazar mısın dediler. Bende akrostiş şiirleri kendimce yazmaya çalışıyordum.  Eserim 2012 yılında arkadaşların destekleri ile çıraklık eseri olarak tabir ettiğim kitabım “Sorgusuz Sualsiz Şiirler” adı altında mevcuttur. İlki Ankara’da gerçekleştirilen ‘’Ankara Tanıtım Günleri’nde olmak üzere, birçok söyleşi ve programlarda bulundum.

“PROFESYONELCE VE YAZMANIN HAZZINI ALINCA
 YAZMAK TA BU GÜNE DEĞİN SÜREGELDİ”

BENZER YAZI  Toplum Yaşlılığa Hazır mı?

Özgür Haber: Genellikle gençler lise çağlarında bir heves olarak şiir yazarlar ve sonra bırakırlar. Az önce üniversite yıllarında yazmaya başladığınızı söylediniz. Lise çağlarında şiir yazma temelini atmak da olsa hiç yazdınız mı?

Ali Kutay: Aslında o çağlarda yazdım mı tam aklıma gelmiyor. Yazmadım diye biliyorum. Sonrasında üniversite yıllarımda ağırlıklı olarak karalamalar yaptım demek daha doğru olur. Yazmaya gelince liseli gençler gibi, yapmamaya çalıştım. Yazmaya devam ettim. Ve yazarken öz eleştiri yaparak yazmayı kendimce daha doğru buldum. Sonuçları da pozitif olarak geri gelince aslında profesyonelce ve yazmanın hazzını alma durumu ortaya çıkınca yazmak ta bu güne değin süregeldi. 

“DİYARBAKIR SÜREKLİ KALEME ALINMIŞTIR”

Özgür Haber: Şair ve yazarların yoğun olduğu bir kent olan Diyarbakır ile düşünceleriniz nelerdir?       

Ali KUTAY: Diyarbakır Şair ve Yazarlar olarak ayrıcalıklı bir önem arz etmektedir ve etmelidir de. Neden derseniz? Diyarbakır gerek tarihi özellikleri bakımından, gerek yaşantıları ve gerekse yaşadıkları ile kaleme sürekli alınmıştır. Alınmaya da devam etmektedir.  Kanımca Diyarbakır’a boşuna Mezopotamya dememişler. Ve ‘Doğu’nun Parisi’ olarak nitelendirilen ve hemen hemen her siyasetçinin dilinde pelesenk olmuş yaklaşımdan da anlayacağımız üzere, kentimiz her anlamda revaçtadır. Ama bizi cezbeden yazın özelliği tabii ki, bizi daha çok mutlu etmektedir.

Özgür Haber: Şiir ve yazmak dışında neler yapıyorsunuz? 

Ali Kutay: Şiir ve yazmak dışında öncesinde de belirtmiştim. Eğitimciyim özel çocuklara özel eğitimler vermeye çalışıyorum. Kısaca Rehabilitasyon öğretmeni olarak özel çocuklara vermiş olduğumuz sevgi, şefkat ve özgüven duygularımızı paylaşarak yaptığımız çalışmalar var diyelim.     

Özgür Haber: Bir şairin hobileri nelerdir diye sorsam?..             

Ali Kutay: Şairin hobileri aslında sevmek, istemek , yaşamak, düşlemek, hissetmek, özgüven  vb duygular olmalı.

Özgür Haber: Ailenizde yazın dünyası ile hemhal başka kimse var mı?      

BENZER YAZI  Toplum Yaşlılığa Hazır mı?

Ali Kutay: Ailemizde şuan itibari ile ben varım. Lakin zaman zaman kaleme alınan tek tük dizeler var diyebilirim. Bunların içinde en basitinden büyük oğlum zaman zaman kendince karalamalar yapar durur.

 Özgür Haber: Harika. Desenize şair adayları ile karşı karşıyayız. Peki babaları şair olan çocuklarınızın duygularını sordunuz mu hiç?     

Ali Kutay: Sormaktan ziyade, günlük muhabbetler arasında illa ki , sormak isteyip sormadığım soruya cevap bulmak mümkündür. Aldığımız cevaplar bile şiir niteliği taşıdı desem yeridir.

“KEŞKE DEVLETİMİZ BİZE VE ÇOCUKLARIMIZA

OKUL ÇATISI ALTINDA YER TAHSİS ETSE”

Özgür Haber: Durumunuzda atanması gelmeyen veya gerçekleşmeyen arkadaşlarınız var.  Acaba Milli Eğitim Bakanlığının ihtiyacı mı yok, yada sizleri gözden mi çıkarmış?   

Ali Kutay: Bu konu aslında çok önemli bir konu. Keşke bu konuyu gündeme taşıyabilsek. Özel gereksinim ihtiyacı olan özel çocuklarımızın tüm eğitim ve öz bakım  ve bunların yanında farklı ilgi ve ihtiyaçları üzerinde durmamıza rağmen gereken ilgiyi ve kadroyu alamamak bizlerden çok özel çocuklarımız için, kötü durumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Nasıl yani, kötü demek geliyordur içinizden. Bunları örneklerle açıklamak isterim. Mesela siz bir veli olun. Normal okulda bile öğretmenleri sürekli değişen çocuğumuzun ve çocuklarımızın duygularını düşündüğümüzde ne kadar farklı tepkiler verebiliyoruz. Birde bunları özel çocuklarımız ( Engelli ) olarak düşünürsek… Bunların yanında çocukları ticaret malı gibi kullanmaları da ayrı bir sorun.  Aileler bir başka kullanıyor, kurumlar bir başka bilmem o, bu , şu derken devletin gözetimi çok eksik kalmaktadır. Keşke devlet gerek özel çocuklarımıza, gerekse biz öğretmenlere gereken imkanları sağlasa o zaman daha bir aşk ile kaleme alınan şiirler gibi kaleme alınır olaylar. Bununla ilgili neler yazılmaz ki. Kadromuz yok, tatilimiz yok, hastamız varsa izin olmazsa ziyaretimiz yok, taziyelerimizde sürekli son saatleri  beklemekteyiz. Bunların dışında tazminat hakkımız yok, çalış derlerse çalışıyoruz, çık derlerse çıkıyoruz, hele o yaz tatillerinde baba bu yaz nereye gidiyoruz demeleri bizleri kahrediyor. Anlatamıyoruz çocuklarımıza. Baba sen öğretmen değil misin sana neden tatil yok diyebiliyor iken çocuklarımız, bunları işverenimize anlatamayan öğretmenleriz işte… Bunlar bize ait olan sorunlar birde, çocukların konuşamadığı, dile getiremediği, korkudan söyleyemediği sorunlarda var. Özel çocuklarımız ile eğitime başlamak demek uzun sureli zamana ihtiyaç olduğunu bilmek önemli. Alıyoruz çocukları tam alıştık, eğitim güzel ilerledi… Eee sonuç; yeni öğretmen geldi, hemen bu yeni gelen öğretmene şu diğer öğretmene bilmem  ne… Bunları yazmakla dediğim gibi, bitmez. Keşke devletimiz bize ve özel gereksinime ihtiyaç duyulan çocuklarımıza okul çatısı altında yer tahsis etse, bizleri de kadroya dahil edip öğrencilerimiz ile süreklilik sağlasa?.. O zaman özel çocuklarımızın neler yapabileceklerini görmek kaçınılmaz olacaktır.

BENZER YAZI  Toplum Yaşlılığa Hazır mı?

Özgür Haber: Mesleğinizle alakalı mesajınız ne olabilir?

Ali Kutay: Mesleğim ile ilgili mesajımızda ‘’Ailelerin ve işverenlerin ‘’ özel gereksinime ihtiyaç duyulan çocuklar üzerinden ticari amaçlı gelir elde etmelerinin önüne geçmelerini istiyorum. Bunun yanında çalışan öğretmenlerin vicdanlarını daha fazla kullanmalarını ki, kullanıyorlar da;   aileleri ile  sürekli iletişim halinde olmaları ki, özellikle iş verenlerin ama, nerede demeden geçemeyeceğim. Önemli olan basamağın sonuna gelmeden basamaklar arasında iş birliklerini sağlamak en iyisi olacak da kime neyi nasıl anlatsak… Kısaca mesaj en iyisi olacak gibi… ( Kadromuz olsun çocuklarımız bizlerde birlikte daimi olsun. )

The following two tabs change content below.
Ali KUTAY

>>>Ali KUTAY (Tüm Yazılarını Gör)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.