Moni!

MONİ…

Küçük bir kız çocuğu yaşının göstermediği olgunlukta idi. Adına Moni denildi. Zaman bir bakıma yükün ağırlığını, Moni’nin sırtına verişi ile başlamıştı. Moni daha küçüktü. Nasıl kaldırabilirdi ki bu yükü, yâda nasıl taşıyabilecekti ki…

Moni, karanlık gecelerde düşlediği duygularını yazabilmenin ve zamanını verimli kullanmanın peşinde idi. Çocuk yaşta, geç saatlerde uyumaktan başka ne işi olabilirdi ki… Oysa Moni, duygularını saklamayı, acılarını içine gömmeyi, hele o gözyaşlarını akıtmayı göstermeden ağlaması da ayrı bir olay. Moni’yi iyi gören ve gözleyen biri Moni’nin nasıl biri olduğunu anlamakta zorlanmamalı. Gözlemlerim sonucunda Moni’nin ince ayrıntılarını sezmemek olmaz. Bunun yanında Moni’nin gözlerindeki gizli akan gözyaşlarını da görmemek olmaz. Çocuksu düşlerini çocuklara adaması, hayvanları sevmesi, insanlara yardımcı olabilmesi… Bunların hepsi çocuk yaşta kaldırmış olduğu yükten olsa gerek. Moni, 9 yaşına bastığının farkında bile olmadan farklı bir yük ile neler yapacağını düşünür durur. Çocuksu düşlerde, anne mi olsa, baba mı olsa, çocuk mu olsa, ne olsa derken… Ele alınan kalemin inceliği dokunurdu dizelere… Yazılan dizelerin ardı arkası geldikçe, çizgili deftere katre katre gözyaşları akar durur. Moni, her dökülen gözyaşın duygusu içerisinde dizeleri yazar da yazar. Sonrasında Moni…

 

Devam ediyor…

 

Ali KUTAY

The following two tabs change content below.
Avatar

Latest posts by Ali KUTAY (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.