Lemurya Kampı ( Işık Güçlerinin Yükşelişi -3)

Gülay KARAOĞLU YAZARLARIMIZ

Paylaşmak önemsemektir!

image_pdfimage_print

Ülkede birçok projede etkin rol almış, sosyal yardım konusunda birçok ilke imza atmış, neden burada zayıf kalmış? Ya da öyle görünüyor. Diye düşündü. Cevap Kırmızı kadından geldi. Zayıflığım kendimi algıladığım ilk günden itibaren her şeyi tozpembe görmemden. Buna inanmayacaksınız belki. Kırklı yaşlarda nasıl bu kötülükleri bilemezsin, ya da tedbirini alamazsın diye düşünebilirsiniz. Bu olayları tahmin etmezsiniz diyebilirsiniz. Bizler saf sevgi bilinciyle yetiştirildik. Annem ve babam her şeyin dürüst söylendiğinde bizleri iyiye götüreceğini anlatmışlardı. Bizim yaşadığımız ortamlarla ticari faaliyetlerin bulunduğu ortamlar çok farklı. Ben insanlara şans verirsem, hep yanlış yapmazlar diye düşünerek davrandım. Gerçek çıkarların olduğu yerlerde insanlar olmuyormuş. Zayıflığım herkese bir şans verip onlara doğru yolu göstermek içindi. Kaybedecekleri benim iyi niyetimdi.

Kaybedecekleri bir dosttu, bir arkadaştı. Bir ortak paylaşımdı, bilgiydi. Sevgiydi. Oysaki onlar bir bardak çayda bile kendilerine bir çıkar görmek istediler. AYNADAKİ HAYAL DEVAM ETTİ. ; Oradaki mücadelenizde neden siz tek başınıza, Kadın başınıza kaldınız, neden eşiniz yoktu? Bunu birçok kadın arkadaşım da sordu. özgür olduklarını, özgür düşündüklerini söyleyen kadın arkadaşlarım. ‘’Neden karanlık bir ormanda tek başına, kadın başına kaldın? Ticari çıkarın vardı. Ticari çıkarın olmasa durmazdın. Eşinin olması gereken yerde neden sen onun sorumluluklarını aldın?’’ dediler. olay bu kadar basit değildi. Sonraları öğrendiğim, işgal edilmiş bir bölge vardı. Bu kişiler hep birlikte Devletin ormanlarını kesmişler, evlerini kaçak yapmışlar ve tanıdıklarıyla beraber buraları işgal etmişlerdi. Bizler Başkentte ve ya bulunduğumuz yerlerde kamu yararına çalışıp, vergilerimizle ormanlarımızı, doğayı korurken, birileri, çıkarları için ormanları belli bedellerle çölleştiriyor, satıyor ve denize yakın yerlerde insan kaçakçılığı yapıyorlardı.

Tabi bunları zamanla öğrendim. Çıkar mantığının akıllılık mantığı olarak algılandığı yerlerde gruplaşmalarla işler yürütülüyordu. Karanlık güçler adını verdiğim gruplar, Devletin her kademesinde yerlerini almışlardı. Evime gitmeyi çok düşündüm, Lakin yarım kalmak istemedim. Gurur ve yarım bırakmak, işinin sonuna kadar gitmemek. çalıştığım ortamlarda asla hiç bir işimi yarım bırakmadım. O ortama giren herkesi bezdirip geri gönderiyorlardı. Buraların efendisi biziz diyorlardı. Orayı bırakıp, Arkamda sorunlarla çıkmak istemedim. Temizlensin dedim, kaldı ki KADIN kelimesi, KADIN yaşamda mutluluğun, ışığın, eril canlıların anahtarıdır. Güçtür. Kadın erilin diz çöktüğü yerde şahlanır. Güç Kuvvet dengesi olarak algılanılırsa yYanlış olur, Akıl olarak algılanılırsa güç ve kuvvet akılı o da KADIN’I şekillendirir. Ve bir KADIN en karanlık bir ortamda dahi IŞIK SAÇAN’ DIR dır. Sorunlar ve problemlerde ancak bir kadınla aşılabilir. Yeter ki ADAM olan ADAM o KADIN’a destek olsun. Haaa olmazsa
Da KADIN ALTIN IŞIĞINI var oluşunun aynasını kullanarak en acımasız döngülerden
Aptal denildiği ortamlardan bile başarıyla aydınlığa çıkar.

KIRMIZILI KADIN VAKUR AYNADAKİ HAYALİNE BAKTI. Neden karanlıkta kaldınız. Elektrik borcunuzu ödemediniz mi? Su niye kesildi. ?

Araştırmacı Yazar: Gülay KARAOĞLU
Editör: Billur T.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir