İnsanlık

İnsanlar bir sevda çemberi gibi masumdur. Oysa içlerinde dolaşan bir pire kadar acımasızlar. Öfkesine inat canavarlaşan, tomurcuk şeklinde filizlenebilen canlılar şeklinde çoğalırlar. Üremelerinden doğan tebessüm kadar sakin fakat bir sevinç kadar yakın olan insan toplulukları artık kendi benliklerinden dışarı çıkmak, öz benliğine muhtaç değilmiş düşüncesiyle, yok olma korkusuyla yaşamaya devam ederler AMA…

An gelecek ki, insanlar ikiyüzlü oluverecek bu ikiyüzlülükten doğan iki düşünce olacak: Biri şahsi diğeri maskeli hali. Şahsi halinden doğan çocuksu bir gülümseyiş, çocuksu davranışlar… Maskeli hali ise acımasızca düşünceler besleyen, fakat dışarı yansıtmayan öfke gizli olacak BUDA…

Toplumda, eğitim aşamalarında aileye karşı olan gördüklerimiz duyduklarımız çirkin sözler hareketler artık insanlığın tükenmesi anlamını ifade ediyor.” İnsanlık tükenir mi?’’İnsanlık şahsi karakterlere sahip olursa kişiler özbenliğini yitirmeden hareket ederlerse insanlık denen düşünce tükenmez. SONUÇTA…

Saygı ve sevgi çerçevesi altında birleşmek insani ve insancıl ideolojisi yönünden olumlu sonuçlar doğurur. Bu sonuçlar doğrultusundan insan kavramı denen olgu meydana gelir. Her şey insanlık için, Her şey sevginin kardeşliği için. AMA…

Görülüyor ki insanlar yaşamanın iyiliğini kötülüğünü ve sevgisini tadamamaktadır. Bilmem insanlar neden daima bir başkası adına karar verirler acımasızca. OYSA…

İçlerinde ki o dayanılmaz acıyı, kini ve söyleşilerini saklamaktalar. İkili bir oyun, oyunun amacı çirkinlik, çirkeflik neden mi? Bilinmez bir konu aslında anlaşılması ve anlatılması nedenli zor, ama gerçek duygular arasında kıvranan düşünceler gizli içinde. Bu düşüncelerle de insanları tanımak isterken insanların sürekli birilerini yanlış anlamaları söz konusudur. Bilindiği gibi büyüklere saygı, küçüklere sevgi sözleri uygulanmalı. ASLINDA…

İnsanlara gereken değeri vermezseniz o zaman haklı ve iyi olacaksınız. İnsanlar daima arayış içindeler. Tam aradım derken ansızın bir olay çıkar ortaya. Olayın ne olduğunu anlamadan yüreğinde kopan bir fırtına gibi patlayıverirsin.  ‘’Görünen göz klavuz istemez.’’deyiminden de anlaşılacağı gibi insanlar kendi özbenliğini bir tarafa bırakıp başkalarını kullanma aşaması altında çeşitli yöntem ve stratejiler geliştirmekte ve bu yöntemlerini uygularken bir başkasını kobay olarak kullanırlar. NEDEN Mİ?

Hani bir laf var bilir misiniz? Dostuna güvenme, dostun dost değilse… Hayat acı ve tatlı sürprizlerle dolu tıpkı kınalı kuzu gibi. Nasıl ki kel biri hemen göze hitap ediyorsa kendini bilmez insanlarda kendini ortaya atarak anlamsız ifadeler sayesinde orta oyun şeklinde kendilerini yansıtırlar. SONUÇ…

Herkesin bileceği ve kendine has olan anlamlı veya anlamsız insancıl düşünceleri, hal ve hareketleriyle ön plana atılırlar. Demek istediğimiz insanlar kendiliğinden yani kendi kişiliğinden ödün vermeden kendi kriterleri doğrultusunda aile çerçevesi boyunca ilerlemek isterler. Bundan dolayı ki ‘’ Her koyun kendi bacağından asılır ‘’ ama unutulan bir şey var oda insanlık duygusu…

Var olan insanlık duygularının hiç bitmemesi ve bu duyguların hayata dair olumlu düşünce ve saygı içermesi temennisiyle.

Ali KUTAY

 

Yazar: Bilimkenti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir