Eğitimin Sosyal Temelleri

Eğitim, bir toplumun ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel koşullarına göre belli bir özellik kazanır veya kazanmak zorundadır. Çünkü eğitim, bir toplumun istek ve ihtiyaçlarını yerine getirmekle ve o toplumun istediği nitelikte insanlar yetiştirmekle yükümlüdür. Eski zamanlarda eğitimin bu görevi yerine getirmesi oldukça kolaydı. Toplumların durağanlığı ve insan ihtiyaçlarının az ve sınırlı olması ve işi kolaylaştırmakta idi. Günümüzde, toplumsal gelişme ve değişmelerin doğal bir sonucu olarak, bu görevin yerine getirilmesi gittikçe zorlaşmaktadır. Toplumsal gelişme ve değişmelere ayak uydurma durumunda olan çağdaş eğitim, toplumların bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarına göre, nitelik kazanmak zorundadır. Toplumun temel gereksinimi etrafında toplanmış birçok kişi tarafından paylaşılmış bulunan davranış örnekleri bileşimine toplumsal kurum diyebiliriz.

Ailenin çocuk üzerindeki işlevlerine bakıldığın aile ev eğitim arasında önemli bir bağ olduğu söylenebilir. Toplumun sağlıklı bir yapıya sahip olup olmamasında da ailenin önemi vardır. Çünkü aile yalnızca eğitimde değil diğer bütün toplumsal kurumlarda görev üstlenir. Toplumsal kurumlar kendi içlerinde çeşitli parçalardan oluşurlar. Bu parçalar bir bütün halinde bulunmak ve birbirlerini desteklemek zorundadırlar. Aksi durumda kurumların amaçlarını gerçekleştirmesi tehlikeye düşebilir. Toplumsal kurumlar uzun süre yaşamak mal ve hizmet üretmek için kurulurlar.

Ailenin toplum için çok önemli bir kurum olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü aile toplumun çekirdeğini oluşturur. İnsanoğlunun ilk olarak gerçekleştirdiği toplumsal kurum ailedir. Eğitimin de önemli bir toplumsal kurum olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla eğitim aileden başlar. Bu kurum toplumu oluşturan bireylerin ve toplumsal kurumların eğitim gereksinimlerini karşılamak, toplumun uzun süre mutlu bir şekilde yaşamasını sağlamak üzere kurulmuştur. Toplum halinde yaşayan insanlar birbirleri ile yaşamları boyunca ilişki ve işbirliği içinde olmak durumundadırlar. Çocuk doğunca, aile üyeleri ile okula gittiğinde öğretmeni ve arkadaşları ile etkileşimini ve ilişkisini sürdürür. Bu ilişkileriyle de öğrenir ve toplumsallaşır. Bir insanın diğer insanlarla kurduğu sürekli ya da geçici olan bu ilişkilere sosyal ilişki diyoruz.

Toplumdaki sosyal ilişkilerin bir düzen içinde yürütülmesi toplum yaşayışı bakımından önemlidir. Bu nenle toplumsal yaşamda, toplumun bireyleri tarafından, birbirleri ile olan sosyal ilişkilerini düzenleyen pek çok kural konulmuştur. Bu kurallar bir yandan bireyin özgürce yaşamasına olanak sağlarken, diğer yandan da onun özgürlüklerini kısıtlayabilmektedir. Kuralların ortaya çıkardığı kısıtlamaların dengesi iyi ayarlandığında, toplumsal düzeni sağlayıcı bu kurallar bireyin yararınadır. Hukukun amacını; toplumda adaleti sağlama, toplum düzenini sağlama, toplumun bireylerinin gereksinimlerini karşılama olarak özetlemek olanaklıdır. İnsanlar doğdukları andan itibaren ölünceye kadar gereksinimlerini karşılama çabası içine girerler.

İnsanların gereksinimleri yeter düzeyde karşılandığında bu onlara haz, karşılanmadığında ise üzüntü verir. Toplumların tüm ekonomik çıkarlarının dolayısıyla da üretimlerinin başarılı sonuçlara ulaşıp ulaşmamasını etkileyen en önemli öğenin ekonomik düzen olduğunu söyleyebiliriz. Kıt kaynakların verimli kullanımı toplumsal zenginliğin artmasında önemlidir. Ekonomi kurumu, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal çıkarları da belli bir düzene koyan bir kurumdur. Politika, bir toplumun yönetim ilişkilerini ve yönetim süreçlerini belli kurallara bağlayan bir toplumsal kurumdur. Yönetim toplumsal bir olaydır. Toplumu, bir arada tutan önemli toplumsal kurumlardan birisi de din kurumudur. Dinin hemen bütün kültürlerdeki görevi insanı günlük yaşayışın sıkıntılarından kurtarıp, iç rahatlığına götürmesi ve insanın kendini denetlemesine olanak tanımasıdır. Din aynı zamanda, toplumsal kuralların insanlara kazandırılmasında, diğer toplumsal kurumlara yardım sağlamada da görev alan bir toplumsal kurumdur. Din bu anlamda, toplumsal denetime yardımcı olur, bireylere rehberlik eder.

Genel anlamda eğitimin sosyal temelleri temel alınmalı, gerek kültürel gerek toplumsal olarak ele alınmalı ki aşılması gereken durumlar kendi kendine yenilikler oluşturabilsin.

Ali KUTAY

Yazar: Bilimkenti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir