Cennetin İçinde Cehennemi Yaşamak-II

image_pdfimage_print

Gün batıyordu. Denizden hafif dalga sesleri geliyordu. Her akşamki kış güzelliğinde yine kızıllaşan gün sanki ben istersem bu dünyayı yakarım der gibiydi. Arkada gittikçe kararan ormanda, ağaç gölgeleri rüzgârın her kıpırdanışında oynaşıyordu. Restoranın açık avlusunda denize doğru eski bir tahta sandalyeye oturmuş, yanan ateşe bakan bir kadın silueti görünüyordu. Kararan ormanın gölgeleri kadının üzerine düşmüştü. Arada bir eğiliyor. Ateşe bir kaç çalı atıyor, başını kaldırıp karşıdaki köye bakıyor, silik köy lambalarının yanmaya başladığını görüyordu. Lambalar yandıkça ormanın karanlığı daha bir koyulaşıyordu.

Kadın kafasını kaldırdı, göğsünü gererek nefes aldı. Kısa dalgalı sarı saçları altındaki narin ve zayıf bedeni, beyaz teni kararan kızıllıkta fark ediliyordu. Kalın kazağının altında siyah bir tayt ve taytın üzerinde dizlerine kadar eski siyah çizmeler giymişti. Solgun ışıkta bakıldığında fantastik bir âlemde yaşayan, üzerinde tüm evrensel pozitif ışık enerjisini taşımaya çalışan narin ama güçlü bir kadın görülüyordu.  Çöken karanlığın kızılımsı ışık yansımaları ve dalgaların esintisi altında zayıf yüzüne dikkatlice bakıldığında ela gözlerindeki hüznü görebilirdiniz. Ateş yükseldikçe sislerin içinden kadın ve etrafı aydınlanıyordu. Bir kaç camı, kapıları köyden gönderilen Karanlık Varlıklar tarafından kırılmış, elektrik kabloları kesilmiş ve sıvası dökülmüş restoranın gölgesi, harabe bir vaziyette korku yaratıyordu. Bu karanlık ortamda, bu ıssız ormanda, bu harabede birilerinin yaşam savası vermesi inanılacak gibi değildi.

Kadın yüksek sesle “ Evren hepimizin. Adalet eninde sonunda hakka kavuşacaktır. Sizler ışığın enerjisini sömürüpkaranlık güçlere teslim olabilirsiniz. Bu ortamdaki varlıkları körleştirebilirsiniz, sağırlaştırabilirsiniz. Bilinçlerine kadar uzanıp istediklerinizi programlayabilirsiniz. Karanlık gücünüzün doruğunda bir narsis’likle biz buraların efendileriyiz de diyebilirsiniz. Tüm karanlık varlıklarınızla bu Dünyayı ele geçirmeye çalışıp dişileri, Karanlık Varlıkları bir araya toplayıp, ne yapalım tanrıda bizi böyle yarattı deyip,korkularla güç kazanmaya çalışabilirsiniz. Küçük kızları uluslararası işlerinizi yürütmek için onların askerlerine sunar, kabul etmeyenleri azgın köpeklerin önüne yem de yapabilirsiniz.

Yaptığınız kötülüklerle öğünür, 1980’li yıllarda kimse bu gölde bizden izinsiz balık tutamazdı, tutanları da kendi koşullarımızda cezalandırırdık derken, titreyerek, ağzınızda yaratana ulaşmak için sahte dualarla, elinizde teşbihinizle, her dönemin adamı olarak, bu yaştan sonra tanrıya kendinizi affettirmeye çalışabilirsiniz.” Diye söylendi.

Eline aldığı ince belli bardağa çayını koyarken özgüveni yüksek bir şekilde karşı koyu yeşil dağlara, sonra aşağıdaki sahilde dizili Karanlık Varlıkların evlerine, başkalarının arazileri üzerine inşa edilmiş evlere baktı.“ Konseye hakkımızda bir dolu sahte rapor sunabilirsiniz, bizi korkutmak için bir dolu yöntemde kullanabilirsiniz, burada karşınızda hepinize karşı güçlüyüm, çünkü içimdeki sevgi ışığımla bu karanlığı aydınlatmaya çalışıyorum. Işığımı da kesseniz, suyumu da kesseniz, sonu yok oluş olsa dahi, mücadeleme devam edeceğim.” Diye düşünerek çayını yalnızlığın içinde doğan bir ışık huzmesi içinde yudumladı. Kırkını yeni geçmiş genç bir kadının umutlu gülümseyişiyle güzel yüzü nurla aydınlanmıştı. Hep kibar bir bürokrat olarak yaşamıştı. Ama hayat bu cennet içinde, Lemurya diye adlandırdığı bu kampta ona görmediklerini de, yaşamadıklarını da öğretmişti.

Elektriksiz ve susuz, yedi senedir bu ormanda yaşayan bu zarif kadın; yağmur suyunun bereketini, deniz suyunun yakamozlarını ve yıldızların aydınlığını ruhuna sindirmiş olmanın temizliğini ve mutluluğunu yaşıyordu. Kendini bir Lemuryan olarak görüyordu. Kampa da Lamuryan kampı adını vermişti. O yaşam yolculuğunda kaderine razı gelen olarak değil, deneyimler yaşayarak, mücadele ederek, sevgi ile tekâmüle ulaşmayı amaçlıyordu. Bu köyün en güzel koyunda, bu cam kubbenin altındaki cennette bulunduğundan dolayı bir minnet duygusuyla, çamların arasından gökyüzünün sihirli aydınlığına baktı. Ve tek Yaratana bundan sonra yaşayabileceklerinden dolayı onu koruması için dua etti.

Araştırmacı Yazar: Gülay KARAOĞLU

Aut
Gülay KARAOĞLU

Author: Gülay KARAOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir