Bodrum PENİNSULALEMURYA KAMPI ( Işık Güçlerinin Yükselişi )KÖR KUYU

The following two tabs change content below.
Gülay KARAOĞLU

Gülay KARAOĞLU


Bu gece yine uyuyamadığı gecelerden biriydi. Erken kalkmış, sabahın er saatinde denize girmiş, mavi gölde özgürlüğün tadını almıştı. Güneş ağaçların arasından fıstık çamları ile oynaşarak bir ışık demeti süzdüğünde denizin üstündeki pus ta hafifçe kalkmaya başlamıştı. Kadın denize çivilemesine atlıyor, Mart ayının keskin
serinliğinde daha da güçlenerek denizden çıkıyordu. Soğuk su onu canlandırıyordu.
Gidip dar taytını üzerine geçirdi. Kalın uzun ve bol kazağını, çizmelerini giydi. Her tarafı bakımsızlıktan çökmeye başlayan ve gece gelen hırsızlar tarafından elektrik kabloları çıkarılan, döküntü halindeki Restorana yöneldi. Ateşi yaktı. İnce odunlar ne kadar da çabuk yanıyordu. Çaydanlığı üzerine koydu. Artık çaydanlık kapkara
olmuştu. Genelde Restoranın denize bakan kısmında oturuyordu. Kameriye biçiminde eski tahtadan yapılmış antik bir çatı restoranın açık kısmının tavanını kaplıyordu.


Yağmalanan restorandan kalan tepsi ve kırık tabaklar ile bir kahvaltı hazırlamaya çalışıyordu. Köpeği Rafi’de yanına gelmişti. Sadık Rafi. Geceleri bir battaniye ile kıvrılarak yattığı soğuk ve karanlık odasının kapısında bekliyordu. Gündüz ise o yüzerken iskelede ona bakıyor, yemek yerken ve sahil yürüyüşlerinde de yanında
oluyordu. Elektrik konusunu hala halledememişti. Son dönemlerde kampa dadanan yağmacılar bakır elektrik tellerini çıkarıyorlardı. Alan geniş olduğu için de tek başına geceleyin karanlıkta dışarı çıkamıyordu. Bu yıl elektriklerin kesilmesinin ikinci yılıydı. Bazen AYDEM’den adamlar geliyor, kaçak elektrik mi kullanıyorsun, bu
ormanda elektriksiz nasıl yaşıyorsun diye soruyorlardı. Kablolarının çoğunun yağmalandığını öğrendikten sonra da özellikle Lemurya Köyü çıkışındaki Sokak Lambasının elektriğini de kesmişlerdi. Kadını korkutarak, her türlü baskıyı
yaparak ve yalnızlaştırarak kaçıracaklarını sanıyorlardı. Kapalı restoranın duvarı denizden gelen esintiyi engelliyordu. Tahta masayı, denizi ve Lemurya Köyünü
daha iyi görebileceği bir yere çekti. İki sandalye koydu. Ne olur ne olmaz, fakir masası her an Kampın içinden
geçecek bir misafire her zaman açıktı. Onun sofrası bir dilim ekmeği de olsa paylaşıla bilinecek bir sofraydı.

BENZER YAZI  AŞIK VEYSEL’in Hayatı


Bahçenin zeytinlerini toplayıp kırma zeytin, incirleri de toplayıp reçel yapmıştı. Yine bahçeden topladığı portakal ve mandalina da vardı. Bundan daha zengin bir sofra olabilir miydi? Rafi içinde bayat ekmekler vardı. Bazen Rafi balıkçı tekneleri etrafından balık toplayıp yiyordu. Yiyemediklerini ağzına doldurur daha sonra yemek için bir yerde toprağa gömerdi. Çayını yudumlarken karşı dağlara, yeşilin, güneşin aydınlığı ve denizin mavisi ile birleştiği noktaya baktı. “Yıllarca sonra bu karanlık güçler bunları da yok edecekler miydi?”. Diye düşündü. Her gün bir yeri yakıyorlardı. Kimseden korkmuyorlardı. 1980’li yıllarda işgal edilmeye başlanmış bu bölgede güç onlarındı. Saati o tarihte kurmaya başlamışlardı. Saatin çalma zamanı da gelmişti. Planları istedikleri gibi işliyordu.


Yıllarca Ülke Bakanlığında mücadele etmişti. Sonra Sosyal Riski Azaltma amaçlı dış kredili bir projedegörevlendirildi. Krediyi veren Kuruluş şart koşmuştu, verilen kredinin % 60’ı Doğu illeri için kullanılacaktı. Bu projenin en önemli amacı eğitimin sürdürülmesi ve okur yazarlılığı artırmak, çocukların okula devamını sağlamak,
ailenin sağlık ve özellikle anne-çocuğun sağlık kuruluşlarına devamını ve mikro projelerle gelir getirici kaynakları destekleyici projeler hazırlanmasına katkı sağlamaktı. Genel Müdürün Projedeki eksiklikleri araştırması amacıyla onu görevlendirmesi belki de tüm paranın belli bir yüzdesinin tek bir bölgede kullanılmasını engellemişti. Çünkü ona göre ve İstatistiklere göre Ülkenin Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesi arasında Sosyal Risk açısından çok bir fark yoktu. Sonradan öğrendiğinde Muğla Bölgesi de dağ köylerine gidildikçe diğer bölgeler kadar olmasa bile bazı riskler taşıyordu. Sonucunda Türkiye geneli
araştırmalar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu Veri tabanını oluşturulması, Mikro ölçekli gelir getirici proje kaynakları konusunda halkın eğitilmesi ve bir çok yan izleme değerlendirme çalışmaları yapılarak proje başarıyla tamamlanmıştı. O bu projenin Muhasebe kısmında yer almış, 565 milyon dolarlık + KDV ( Devlet Desteği) bütçesi olan projede IMF’ye ve Devlet Bütçesine hesap verirken tam not almıştı. Bu yoğun çalışmalarının sonucunda kendisine değişik ülkelerde ek eğitim ödülleri kazanmıştı. Ama ondan kadro istememesi istenmişti. Bunun nedenini
hiçbir zaman anlayamamıştı.

BENZER YAZI  SOLGUN ÇİÇEK

Ülkenin en iyi okullarından mezun ol, Devletin yardımlarda kullanacağı bir veri
sistemin alt yapısını oluşturmada görev al, başarıya ulaş, daha sonra başka bir kurumda Ülke geneli Üç büyük projenin Koordinatörlüğünde çalış, Ülke İstihdamı konusunda başarılı işler yap……… O hep çalışmıştı. Çalışmış, Devletin üst kademelerine raporlar hazırlamış, Uluslar arası projelerde ismi Uluslararası kitaplarda yer almıştı. Bunların hepsini inandıkları uğruna yapmıştı. Ülkesinin gelişmesi için, gençlerin eğitilmesi için, ne gerekirse hiçbir şey istemeden, beklemeden yapmıştı. Karşılığını alamamıştı. Çünkü o asla bir gruba girmemişti.
Son projelerinde Kurumun İmam Genel Müdürü sürekli onu yanına çağırıp bazı konularda bilgi istediğinde onun bilgisizliğine şaşırmıştı. Hep odasında kapalı kalmıştı. Çünkü gelen biri olur bir şey sormamız gerekir diye ona hem kadro vermemişler hem de yıllık izinlerine gitmesini istememişlerdi. “Oradaki karanlık güçler mi daha kötü yoksa burada Lemurya Kampında bu güzelliğin içindekiler mi?” diye düşündü. 


Geçmişinde dış İşlerinde çalışan bir dayısı yoktu, o kadar uygulamalı araştırmalarda çalıştığı halde bir Doc. veya prof. Unvanı da yoktu. Ülkesi adına gece gündüz çalışırken ünvan almaya vakti de olmamıştı. Ya da birilerinin peşinden koşamamıştı. Geçmiş tarihten gelen bir halası ve dayısı da yoktu. Her hangi bir Derneğe üye de
olmamıştı. Bir Dernekte çalışıyor da görünmemişti. Velhasıl kadro almak için hiçbir şey yapmamıştı. Kimseye yalakalık yapmamıştı. İnandığı doğrular için çalışmıştı. Birinci Kör Kuyudan başarılı çalışmaları ile kendi doğruları ve hedefleri içinde çıkmış, tekâmüle ermiş, ışık güçlerine ulaşmıştı. Ya şimdi bu cennet ormanda; İkinci Kör Kuyudan nasıl çıkacaktı.? İnsan eliyle yaratılan kötülükler ve hainlikler bir gün dönüp kendilerini de vuracaktı elbette. Her şeyin bir zamanı vardı. O Kör Kuyudan çıkmaya uğraşırken Yunus Peygamber gibi dualarıyla tekâmüle ereceğini ve bu Kör Kuyudan kurtulacağını düşündü. Deniz hafif dalgalanmaya, yanan ateş hafif sönmeye başlamıştı. Biraz üşümüştü. Çayını yudumlayarak ayağa kalktı. Kampın içindeki çiçekli yoldan güllerin arasına girdi. Mimozaların bazıları tomurcuklanmaya
başlamıştı. Güller bu mevsimde bile canlıydı. Durdu, kıpkırmızı bir gülle karşı karşıya geldi. Onunla içselleşmeyi, onun kalbine girmeyi, kendi ruhunda oluşan karanlıkları aydınlatmayı denedi. 

BENZER YAZI  Harun...


Düştüğü Kör Kuyudan aydınlığa çıkmak, tekâmüle ermek buydu işte. Gülün kalbinde ışığı, sabrı ve güzelliği hissetmeye başladı. Diğer sarı, beyaz, pembe tomurcuklanmış güllere baktı. Sonra Rafi’ye döndü. Her zamanki gibi peşinde olan sevgili köpeğine. İki Dişil can bu Kör Kuyudan, bu karanlıklar ülkesinden aydınlığa çıkacaklardı. İman, İnanç ve sabır ile Işığa döneceklerdi. Dayıları, halaları yoktu. Bilgileri, nitelikleri, inançları ve hedefleri vardı. Saat hep karanlık güçlerin kurduğu gibi işlemeyecekti.


Gülay Karaoğlu
Araştırmacı-Yazar
18.10.2018

The following two tabs change content below.
Gülay KARAOĞLU

Gülay KARAOĞLU

2 Yorumlar

  • I believe everything posted was very logical.
    However, what about this? suppose you added a little content?
    I am not suggesting your information isn’t solid, however what
    if you added something to possibly get folk’s attention? I mean Bodrum PENİNSULALEMURYA KAMPI ( Işık Güçlerinin Yükselişi )KÖR KUYU – Ali Kutay Fan is
    kinda boring. You might peek at Yahoo’s home page and see how they create news titles to get people interested.

    You might add a related video or a pic or two to grab readers excited about what you’ve got to say.
    In my opinion, it would bring your website a little bit more interesting.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.