Bir Mahkûmun Kaleminden

 

Bir mahkûmum gözünüzde biliyorum
Ne çektim bilemezsiniz dört duvar arasında
Hasta düşerken, darda kalırken…
Sadece sen geldin aklıma ve gözlerim yaşlı…
Unutmadım unutamam sevdiklerimi
 
Vazgeçmedim yaşam penceresinden
Ellerim nasırlı, parmaklarım incecik ve kemiklerim
Titrerken vücudumda tir tir
Hayal ederdim yorgan altında olanları
Ben vazifemi yapamadım biliyorum
Bir elin, bir ayağın olmam gerekirdi belki
Gözüm görmüyor sanma anne
Her zaman olduğu gibi sana hasretim yine
 
Al yanaklı, çilekeş oğuldum bir zamanlar
Yıkılmış sanıyorlar hayallerimi
Ben yaşadığım sürece unutmadım, unutamam da
Hayal kurma endişem dahi yok artık
Bir mahkûmun kaleminden sana sesleniyorum
 
Belli neden ağladığın saklama boşuna
Ben sana senin gibi olamadım belki de ondandır
Ağlayışın
Sakın ola benden bekleme artık zaferleri mi?
Ben çırpınırken dört duvar arasında sana sesleniyorum
Anne
Siz var olduğunuzu sanıyorsunuz
Oysa ben varlığınızın yokluğundayım
Özledim hayal kurduğum özlemlerimi, yaptıklarımı…
Zannetmeyin ki uzağım size
Aklım başımda her zaman olduğundan da fazla
Yaşa be yaşa!
Bir mahkûmun kaleminden sesleniyorum size
 
Anla artık duygularımı, yıkma sebepsiz…
Ben sana sesleniyorum sevdiğim
Saklamam boşuna gözyaşlarını
Anlatma olanları sormadım zaten sana
Duy artık sesimi çünkü ben sana
Bir mahkûmun kaleminden sesleniyorum
 
Duygularıma yenik düştüm an be an
Umut dolu, asık suratlı ve perişan hallerime sesleniyorum
Yapmadım senin yaptıklarını
Bıkmadım seni/sizi düşünmekten
Umurunuzda olmasam da
Yinede size sesleniyorum
Bir mahkûmun kaleminden
 
 
Ali KUTAY
 

Yazar: Bilimkenti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir