Süleyman Aydın ile Röportaj

image_pdfimage_print

Süleyman AYDIN: Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ali KUTAY: Ben Ali KUTAY… Eğitimci-Şair-Yazar ve üç erkek çocuk babasıyım. Aslen DİYARBAKIR’lıyım. Kendimi bildim bileli çalışıyorum.  Kısaca kalemi seven, insanları seven kendi halinde biri demek yerinde sanırım.

Süleyman AYDIN: İlk şiir yazma nasıl oldu, eseriniz var mıdır?       

Ali KUTAY: İlk şiir yazma üniversite yıllarımda oldu. Kendimce karaladığım fakat arkadaşlarca iyi olduğu söylenildi ve bu söylemler nezdinde arkadaşlar illa bize bir şiir yazar mısın dediler. Bende akroştiş şiirlerle kendimce yazmaya çalışıyordum.  Eserim 2012 yılında arkadaşların destekleri ile çıraklık eseri olarak tabir ettiğim kitabım ‘’Sorgusuz Sualsiz Şiirler ‘’ adı altında mevcuttur.

Süleyman AYDIN: Genellikle gençler lise çağlarında bir heves olarak şiir yazarlar ve sonra bırakırlar. O çağlarda da yazıyor muydunuz? 

Ali KUTAY: Aslında o çağlarda yazdım mı tam aklıma gelmiyor. Yazmadım diye biliyorum. Sonrasında üniversite yıllarımda ağırlıklı olarak karalamalar yaptım demek daha doğru olur. Yazmaya gelince liseli gençler gibi yapmamaya çalıştım. Yazmaya devam ettim. Ve yazarken öz eleştiri yaparak yazmayı kendimce daha doğru buldum. Sonuçları da pozitif olarak geri gelmekte.    

Süleyman AYDIN: Şair ve yazarların yoğun  olduğu bir kent olan Diyarbakır ile düşünceleriniz nelerdir?        

Ali KUTAY: Diyarbakır Şair ve Yazarlar olarak ayırı bir önem arz etmektedir ve etmeli de. Neden derseniz. Diyarbakır gerek tarihi özellikleri bakımından gerek yaşantıları ve gerekse yaşadıkları ile kaleme sürekli alınmıştır. Alınmaya da devam etmektedir.  Kanımca Diyarbakır’a boşuna Mezopotamya dememişler. Ve Doğunun parisi …

Süleyman AYDIN: Şiir ve yazmak dışında neler yapıyorsunuz?  

Ali KUTAY: Şiir ve yazmak dışında öncesinde de belirtmiştim. Eğitimciyim özel çocuklarla özel eğitimler vermeye çalışıyorum. Kısaca Rehabilitasyon Öğretmeni olarak özel çocuklara vermiş olduğumuz sevgi, şefkat ve özgüven duygularımızı paylaşarak yaptığımız çalışmalar var diyelim.      

Süleyman AYDIN: Bir şairin hobileri nelerdir diye sorsam?..              

Ali KUTAY: Şairin hobileri aslında sevmek, istemek , yaşamak, düşlemek, hissetmek, özgüven  vb duygular olmalı.

Süleyman AYDIN: Ailenizde yazın dünyası ile hemhal başka kimse var mı?       

Ali KUTAY: Ailemizde şuan itibari ile ben varım. Lakin zaman zaman kaleme alınan tek tük dizeler var diyebilirim. Bunların içinde en basitinden büyük oğlum zaman zaman kendince karalamalar yapar durur. J

 Süleyman AYDIN: Babaları şair olan çocuklarınızın duygularını sordunuz mu hiç?      

Ali KUTAY: Sordum değil sormadım. Aldığımız cevaplar bile şiir niteliği taşıdı desem yeridir.

Süleyman AYDIN: Durumunuzda atanması gelmeyen veya gerçekleşmeyen arkadaşlarınız var.  Acaba Milli Eğitim Bakanlığının ihtiyacı mı yok, yada sizleri gözden mi çıkarmış?    

Ali KUTAY: Bu konu aslında çok önemli bir konu. Keşke bu konuyu gündeme taşıyabilsek. Özel gereksinim ihtiyacı olan özel çocuklarımızın tüm eğitim ve öz bakım bunların yanında farklı ilgi ve ihtiyaçları üzerinde durmamıza rağmen gereken ilgiyi ve kadroyu alamamak bizlerden çok özel çocuklarımız için kötü durumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Nasıl yani kötü demek geliyordur içinizden. Bunları örneklerle açıklamak isterim. Mesela bir veli siz olun. Normal okulda bile öğretmenleri sürekli değişen çocuğumuzun ve çocuklarımızın duygularını düşündüğümüzde ne kadar farklı tepkiler verebiliyoruz. Birde bunları özel çocuklarımız ( Engelli ) olarak düşünürsek… Bunların yanında çocukları ticaret malı gibi kullanmaları da ayrı bir sorun.  Aileler bir başka kullanıyor, kurumlar bir başka bilmem o, bu , şu derken devletin gözetimi çok eksik kalmaktadır. Keşke devlet gerek özel çocuklarımıza gerekse biz öğretmenlere gereken imkanları sağlasa o zaman daha bir aşk ile kaleme alınan şiirler gibi kaleme alınır olaylar. Bununla ilgili neler yazılmaz ki. Kadromuz yok, tatilimiz yok, hastamız varsa izin olmazsa ziyaretimiz yok, taziyelerimizde sürekli son saattleri  beklemekteyiz. Bunların dışında tazminat hakkımız yok, çalış derlerse çalışıyoruz, çık derlerse çıkıyoruz, hele o yaz tatillerinde baba bu yaz nereye gidiyoruz demeleri bizleri kahrediyor. Anlatamıyoruz çocuklarımıza. Baba sen öğretmen değil misin sana neden tatil yok diyebiliyor iken çocuklarımız bunları işverenimize anlatamayan öğretmenleriz işte… Bunlar bize ait olan sorunlar birde çocukların konuşamadığı, dile getiremediği, korkudan söyleyemediği sorunlarda var. Özel çocuklarımız ile eğitime başlamak demek uzun surely zamana ihtiyaç olduğunu bilmek önemli. Alıyoruz çocukları tam alıştık, eğitim güzel ilerledi… E sonuç yeni öğretmen geldi hemen bu yeni gelen öğretmene şu diğer öğretmene bilmem  ne… Bunları yazmakla dediğim gibi bitmez. Keşke devletimiz biz eve özel gereksinime ihtiyaç duyulan çocuklarımıza okul çatısı altında yer tahsis etse, bizleri de kadroya dahil edip öğrencilerimiz ile süreklilik sağlasa… O zaman özel çocuklarımızın neler yapabileceklerini görmeleri kaçınılmaz olacaktır.

Süleyman AYDIN: Mesleğinizle alakalı mesajınız ne olabilir?

Ali KUTAY: Mesleğim ile ilgili mesajımızda ‘’Ailelerin ve işverenlerin ‘’ özel gereksinime ihtiyaç duyulan çocuklar üzerinden ticari amaçlı gelir elde etmelerinin önüne geçmelerini istiyorum. Bunun yanında çalışan öğretmenlerin vicdanlarını daha fazla kullanmalarını ki kullanıyorlarda,   Aileler ile sürekli iletişim halinde olmaları ki özellikle iş verenlerin ama nerde demeden geçemeyeceğim. Önemli olan basamağın sonuna gelmeden basamaklar arasında iş birliklerini sağlamak en iyisi olacak da kime neyi nasıl anlatsak… Kısaca mesaj en iyisi olacak gibi… ( Kadromuz olsun çocuklarımız bizlerde birlikde daimi olsun. )

TEŞEKKÜRLER.

Ali KUTAY / Eğitimci-Şair-Yazar

Aut
Ali KUTAY

Author: Ali KUTAY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir